PRINCIPAL DATA SECURITY CONSULTANT

Buzdolabını Hackleyerek Bir Marketi Nasıl Çökertirsiniz? Siber Savaşın Yeni Cephesi: Akıllı Cihazlar!

5 min read

Bir sabah markete girdiğinizi düşünün…

Raflarda sütler, etler, dondurulmuş gıdalar var. Ancak bir gece önce kimliği belirsiz saldırganlar, marketin buzdolaplarının ve soğuk hava depolarının sıcaklık ayarlarını uzaktan değiştirmiş.

Sonuç?

  • Buzdolapları ısınmaya başlıyor.
  • Dondurulmuş ürünler çözülüyor.
  • Tonlarca gıda kullanılamaz hale geliyor.
  • İşletmeler ciddi ekonomik kayıplarla karşılaşıyor.

Üstelik saldırganların markete girmesine, fiziksel bir müdahalede bulunmasına veya bilgisayarlara fidye yazılımı yüklemesine bile gerek yok!

Tek ihtiyaçları, internete bağlı bir soğutma kontrol sistemine erişebilmek.

Fransa’da yüzlerce market hedef alındı.

11-12 Ekim 2026 gecesi Fransa’da yüzlerce marketin soğutma sistemlerine yönelik büyük çaplı bir siber saldırı gerçekleşti.

Intermarche, Netto, Carrefour, Monoprix, Cooperative U ve E.Leclerc gibi perakende zincirlerinin bazı mağazaları saldırıdan etkilendi.

Fransa Ekonomi Bakanı’nın açıklamasına göre yaklaşık 700 market saldırıdan etkilendi.

Saldırganlar soğutma sistemlerinin ayarlarını uzaktan değiştirerek buz çözme (defrost) sürelerini uzattı ve sıcaklıkları yükseltti.

Bazı soğuk hava depolarında sıcaklığın 50°C’ye kadar çıktığı bildirildi. Bazı mağazalarda ekipman hasarları ve yangınlar da yaşandı.

Daha da dikkat çekici olanı, saldırının yalnızca Fransa ile sınırlı kalmamasıydı.

Kasım ayının başında Belçika, İsveç, İrlanda, Lüksemburg, Estonya, Finlandiya ve diğer Avrupa ülkelerinde benzer olaylar rapor edildi. İrlanda’da 13 SuperValu mağazası etkilendi.

Peki bir buzdolabı nasıl hacklenebilir?

İşin teknik tarafı aslında oldukça çarpıcı.

Büyük marketlerdeki soğutma sistemleri birbirinden bağımsız çalışmaz. Genellikle merkezi kontrol üniteleri üzerinden yönetilir.

Bu sistemler sayesinde:

  • Buzdolaplarının sıcaklıkları uzaktan izlenebilir.
  • Defrost işlemleri zamanlanabilir.
  • Soğuk hava depoları merkezi olarak yönetilebilir.
  • Teknik ekipler fiziksel olarak mağazaya gitmeden müdahale edebilir.

İşte saldırganların hedefi de tam olarak bu merkezi kontrol sistemleri.

Danimarkalı teknoloji üreticisi Danfoss’un AK-SM 800A serisi kontrol cihazları üzerinde yapılan araştırmalarda ciddi güvenlik açıkları tespit edilmişti.

Claroty Team82 araştırmacıları, Ağustos 2026’da yayımladıkları araştırmada şu sorunları ortaya çıkardı:

  • Kimlik doğrulama mekanizmasının aşılmasına imkan veren bir güvenlik açığı.
  • Komut enjeksiyonu yoluyla uzaktan kod çalıştırmaya imkan verebilen bir açık.
  • Yönetim arayüzü üzerinden web sunucusu yapılandırmasının manipüle edilebilmesi.

Araştırmacıların bulguları Danfoss’a bildirildi ve şirket bu açıkları gidermek için yeni firmware yayımladı.

Burada önemli bir ayrıntı var. Eski ve artık desteklenmeyen cihazlar güvenlik güncellemelerini alamadığı için risk altında kalmaya devam edebiliyor.

Saldırıların arkasında Rus hacker grupları mı var?

Kasım ayındaki saldırıların ardından iki grup öne çıktı:

NoName057(16) ve Z-Pentest Alliance.

Kendilerini Rusya yanlısı olarak tanımlayan bu gruplar, Telegram üzerinden yaptıkları açıklamalarda Avrupa’daki soğutma sistemlerine yönelik saldırıların sorumluluğunu üstlendiklerini iddia etti.

Danfoss ve Dixell sistemlerini hedef aldıklarını belirten gruplar, su şebekeleri, enerji santralleri, endüstriyel tesisler ve gıda depolama sistemlerine de erişebileceklerini ileri sürdü.

Ancak önemli bir noktayı gözden kaçırmamak gerekiyor:

Bu grupların sorumluluk iddiaları henüz bağımsız olarak doğrulanmış değil. Resmi makamlar saldırıların arkasındaki aktörleri kesin olarak belirlemiş değil.

Dolayısıyla Rusya bağlantısı şu aşamada doğrulanmış bir gerçek değil, saldırgan grupların iddiaları ve araştırılan olası bağlantılardan biri.

Bu tür bir saldırının amacı ne olabilir?

Saldırganların kesin motivasyonu henüz açıklığa kavuşmuş değil. Ancak olası hedefleri birkaç başlıkta değerlendirebiliriz:

  1. Operasyonel sabotaj: Marketlerin günlük faaliyetlerini aksatmak ve ciddi ekonomik kayıplara neden olmak.
  2. Psikolojik etki: İnsanların günlük yaşamında kullandığı temel hizmetlere yönelik güvensizlik oluşturmak.
  3. Jeopolitik mesaj: Kritik altyapıların ne kadar savunmasız olabileceğini göstermek.
  4. Siber kapasite gösterisi: Endüstriyel sistemlere erişim kabiliyetini ortaya koymak.

Burada klasik fidye yazılımı saldırılarından farklı bir tablo var. Kamuya açık bilgilerde doğrulanmış bir fidye talebi veya müşteri verisi hırsızlığı bulunmuyor.

Peki bu saldırılar nasıl önlenebilir?

Bu olaylardan çıkarılması gereken en önemli ders, IoT ve OT sistemlerinin bilgi güvenliği stratejisinin dışında bırakılamayacağıdır.

Kurumların özellikle şu önlemleri alması gerekiyor:

1. İnternete açık yönetim arayüzlerini kapatın.

Soğutma sistemleri, PLC’ler, SCADA ve endüstriyel kontrol cihazlarının yönetim arayüzleri doğrudan internete açık olmamalı.

2. Ağ segmentasyonu uygulayın.

OT/IoT sistemleri kurumsal IT ağından ayrılmalı. Gereksiz ağ erişimleri ve sistemler arası iletişim engellenmeli.

3. Firmware ve güvenlik güncellemelerini takip edin.

Üreticilerin yayımladığı güvenlik duyuruları takip edilmeli. Destek süresi sona ermiş cihazlar için yenileme planı oluşturulmalı.

4. Varsayılan parolaları ve zayıf kimlik doğrulamayı ortadan kaldırın.

Her cihaz için benzersiz, güçlü parolalar kullanılmalı. Mümkün olan sistemlerde MFA uygulanmalı.

5. Uzaktan erişimi kontrol altına alın.

Teknik servislerin ve tedarikçilerin erişimleri VPN, MFA, IP kısıtlaması ve zaman sınırlı yetkilendirme ile yönetilmeli.

6. Anormal davranışları izleyin.

Bir buzdolabının gece yarısı aniden 50 dereceye ayarlanması yalnızca teknik bir arıza olarak değerlendirilmemeli. Bu tür değişiklikler güvenlik alarmı üretmeli.

7. Fiziksel ve operasyonel yedekleme planı oluşturun.

Siber saldırı sırasında merkezi kontrol sistemleri devre dışı kalsa bile sıcaklıkların bağımsız sensörlerle izlenmesi ve manuel müdahale imkanı bulunmalı.

Asıl çıkarılması gereken ders

Yıllardır siber güvenlik denildiğinde aklımıza sunucular, veri tabanları, kullanıcı hesapları, zararlı yazılımlar ve veri sızıntıları geliyor.

Ancak artık tehdit çok daha geniş bir alana yayılmış durumda.

Bir saldırganın bir şirketin verilerini çalması için veritabanına erişmesi gerekmiyor. Bazen bir soğutma sisteminin sıcaklık ayarını değiştirmek, o şirketin operasyonlarını durdurmak için yeterli olabiliyor.

Üstelik benzer riskler yalnızca marketlerde değil;

  • Hastanelerin medikal soğutma sistemlerinde,
  • Kan bankalarında,
  • İlaç depolarında,
  • Veri merkezlerinin iklimlendirme altyapılarında,
  • Enerji ve su yönetim sistemlerinde de bulunuyor.

Bir cihazın internete bağlı olması, onun güvenli olduğu anlamına gelmez. Bir cihazın akıllı olması, onu siber saldırılara karşı korumaz.

Bence artık kurumların şu soruyu sormasının zamanı geldi:

“Ağımızdaki sunucuları koruyoruz. Peki ya ağımıza bağlı olan ve fiziksel dünyayı kontrol eden cihazları kim koruyor?”

Çünkü geleceğin siber saldırıları yalnızca ekranlarımızı karartmayacak. Bazen marketlerin buzdolaplarını da çalışamaz hale getirecek.

Seyhan Tekelioğlu

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir